Siyaset Kurumsallaştırılabilir mi?

Siyaset Kurumsallaştırılabilir mi?

Yazımızın başında peşinen cevaplamak gerekirse; teorik olarak evet ama pratik açıdan imkansız. Ya da okuyanlar veya soru ile muhatap olan bir kısım açısından –zaten öyle değil mi?- siyaset kişi ve kurumlardan oluşan bir olgu değil midir? Bu noktada da kurumlardan kastedilen siyasi partiler değil midir? Bu partiler kurumsallaşmamış mıdır zaten? gibi yeni sorular gündeme gelecektir. Yazımızda aslında kurumsallaşma kavramının belki de en fazla yer tutması gereken, kamu menfaati de göz önüne alındığında hayati olan kurumlardan siyasi partilerin kurumsallaşma olgusu ile yakından uzaktan olan alakası işleyişleri açısından masaya yatırılmak istenilmiştir.

Ülkemiz uygulamasında iktidar ve muhalefet partileri dışında averaj takımı olarak ifade edebileceğimiz daha çok alt sıra mücadeleleri verip ligte tutunmaya çalışan, varlığı ile kendinden çok söz ettirmeyen, yokluğunda kendisini aratmayan, ciddi ve etkin manada taraftarı bulunmayan siyasi oluşumlar olmak üzere çeşitli siyaset mekanizmaları bulunmaktadır. Partilerin kendi iç dinamikleri söz konusu olduğunda da muhalefet ve iktidarda bulunup bulunulmaması dışında partinin başında yer alan bir lider (etkin, güçlü ve öncü olup olmadığı tartışılır) ve liderin etrafında örgütlenmekten ziyade köşe kapma derdinde olan bir ekip dikkat çekmektedir. Ekip üyelerinin yetkinliklerinden ziyade kıdem esasına dayalı hali ve genel itibariyle de olağanüstü durumlar dışında (üç dönem kuralı vs.) ekonomik ömür dolana kadar faaliyet gösterme heyecanı duyan ve fakat sorsanız siyasete, bu vesile ile de ülkeye katacağı çok fazla şey olduğuna inanan siyasi aktörler rol almaktadır. Muhtemel bir seçim sonucuna göre de herhangi bir pozisyon alma endişe, telaş ve heyecanına tutulmuş kitleler topluluğudur.

Siyasetin temel kurumu olan partilerin alt yapıları ve teşkilatları da biraz irdelendiğinde aslında kurumsal yapı eksiklik ve aksaklıklarının buralardan başladığı, partilerin altyapı bozuklarının aynı futbol altyapı eksiklikleri gibi sonuçta dış transferler ile sonuçlandırılmaya çalışıldığı, teşkilat kadrolarından yer alan arkadaşların genel itibariyle parti dışında kendi varlıkları ve refahları adına daha çok teşkilatlandığı, zamanla kademeli olarak kendi nüfus alanlarını artırma istek ve arzularının parti teşkilatlanma endişesinin önüne geçtiği, siyasetle uzaktan ilgilenen şahsım gibi kişiler açısından da rahatlıkla gözlemlenebilmektedir. Merak edenler açısından da test edildiğinde partiler itibariyle mevcut milletvekilleri ile teşkilatlardan yetişen milletvekilleri oranlanarak bu sonuca ulaşmak mümkündür. Tahminen dört büyüklerden herhangi birinde yer alan alt yapıdan yetişen futbolcu oranı ile büyük benzerlikler göstermesi sürpriz olmayacaktır.

Siyasetin en önemli kurumlarından olan partilerin vatana ve millet hizmet etme görevinden sapması ile doğru orantılı olacak şekilde kurumsallaşması da gecikmekte ve ötelenmektedir. Şayet uygun bir misyon ve vizyona sahip olacak bir siyasi partinin kurumsallaşması da teknik olarak kaçınılmazdır. Ömrü sınırsız olacak bir şekilde planlanan siyasi partinin kurumsallaşması doğal olarak zorunludur. Aksi durumda yapıyı sürekleyen kişilerin varlığının son bulması ile yapı da otomatikman dağılacaktır. Geçmiş siyaset arenasından günümüze uygulama, partilerimizin kurumsallaşma konusunda gereken yolu alamadığını da yüzümüze sert bir şekilde çarpmaktadır. Zamanı geldiğinde gitmesini bilmeyen yıllanmış siyasetçilerin, en ufak fırsatını bulduğunda terk ettiği veya el etek çektirildiği siyaset arenasına geri dönme heyecanını hayret ve şaşkınlık içerisinde gözlemlemekteyim.

Siyasetin kurumsallaşmasının önündeki en büyük engel mevcut kişilerin olaylara ve sisteme bakışıdır. Sistemin varlığını bir ponzi oyunu gibi devam ettirme kaygısı, dinamikleri değiştirmekten kendilerini alıkoymaktadır. Herşey için geçerli olan entropi onlar açısından hiç göz önünde değildir. Gelecek planlaması ve değişime karşı direnç, haykıran gerçekliğin ötesindedir.

Denetim literatüründe önemli bir yer tutan rotasyon konusu şirketlere önemli bir dinamik kazandırmaktadır. Şayet siyasi partiler rotasyon uygulaması ile birlikte şahıslardan ziyade sistemlere, altyapıya, verimliliğe, değişime ve yeniliğe ihtiyaç duyan bir hale büründüğünde başarı kendiliğinden gelecektir. Aksi halde kurumsallaştırılmayan bir başarı hem başarıyı sağlayan lidere odaklanılmasına hem de şahsın kurumun ötesine geçmesine neden olacaktır.

Özü itibariyle; bir siyasi parti, bir siyaset kurumu, kamu kurumu veya özel sektör aktörü olsun işleyiş temel farklılıklar içermekle birlikte kurumsallaşma konusu özelinde yapılması gerekenler büyük benzerlikler göstermektedir. Özel sektör kurumlarında yer alan yönetim kurulu, icra kurulu vb. yapılar işleyişin etkinliğini sağlarken, partilerde yer alan yürütme kurulu, denetleme kurulu vb. yapılar da işleyişin sıhhatini sağlamaktadır. Her ikisinde de mühim olan gerçekten bu kurulların etkin çalışmasında saklıdır. Kağıt üzerinde yer alan ve işleyişe herhangi bir katkısı bulunmayan şekilsel kurguların sonuç üzerinde belirgin bir tesiri olmayacağı da aşikardır.